12 Temmuz 2013 Cuma

Eve Erkek Aldım ! (MuhabirTürk yazılarımdan...)

Avrupa ülkelerinde, tam anlamına yakın teoriden pratiğe geçirmekte pek kusur etmediklerinden, artık gündem konusu olmaktan çoktan çıktıysa da; Ülkemizde hala oldukça ilgi çeken bir mevzudur ‘Kadın-Erkek eşitliliği’. Aslına bakarsanız, bu mevzunun, bizim buralarda, Avrupadaki anlamında algılanabildiğini söylemek zor. Her nekadar bürokratlar er meydanlarında bangır bangır bağırsada, birkaç kadın yazarımız bu konuda kendini paralasada, bir kıyaslama yapsak; bu mevzuda Osmanlı’dan buyana ben diyeyim bir, siz deyin iki arpa boyu yol aldığımız apaçık ortada.

En başta Belediyenin verdiği yetkiyle kıyılan nikahlarda başlıyor falso. Ne diyor belediyenin yetkilendirdiği memur: ‘Kadın erkek her ne kadar eşitse de; erkek evin reisi, kadın da onun yardımcısı’ diye tamamlamıyor mu cümleyi, gelin olacak kıza ‘bundan gayrı kocanın yarım adım gerisidir senin yerin’ dercesine. Osmanlı zamanında da on adım geriymiş. Duruma bakılınca mehter takımı gibi ilerlemedeyiz bu konuda, iki ileri, bir geri. Siz hiç ‘Kardeşim bak kadın-erkek eşittir. Bu gelin hanım kızımızda, damat oğlumuz gibi en az on saat bir fiil dışarıda çalışıyor. Onun için bulaşığı o yıkıyorsa sen durlayacaksın, bir gece bebeğe o kalkıyorsa, ertesi gece sen kalkacaksın, evi o süpürüyorsa sen sileceksin.’diyen nikah memuruna rastladınız mı? Şahsen ben rastlamadım.

Madem kadın-erkek eşit; o zaman  Avrupa’da olduğu gibi çiçeği burnunda babalarda doğum iznine ayrılabilsin. Hiç değilse annenin doğum izni günlerinin yarısı kadar. Tahmin edersiniz ki; bu izin, sezeryen sonrası dikişleri patlamasın diye verilecek değil. Tam tersi, doğum yapan kadın; yakınları tarafından ‘ay, ne çok kilo almışsııın’, ‘gördün mü kardeş; bizim gelin doğurdu doğuralı ev çöp eve döndü’ gibi eleştirilerden demoralize olmasın diye. Doğum iznine ayrılan baba evde çocuğa bakarken anne de bir kaç saat kendine vakit ayırabilsin, evinin işini görebilsin diye... ‘Madem kadın-erkek eşit, niye kadının doğum izninin yarısı kadarı erkeğe verilsin, erkekte aynı zaman sürecinde izin yapabilsin’ diye düşünenleriniz olabilir. Hiç itirazım yok; çocuğu emzirme görevini üstlenebiliyorsa, kadının süt izinleride erkeğe verilsin.

Çalışma hayatında da ciddi bir eşitsizlik söz konusu; emeklilik yaşlarını göz önüne aldığınızda, atmış yaşına merdiven dayamış bayan sekreter çalıştıran kurum görmedim. Ama atmışbeşinde ofis boy’luk yapan, yetmişinde hala mutemetlik yapan erkeğe çok rastladım.
Ellili yaşlarındaki meslek erbabı kadının sıfatı ‘bunak’, erkeğinki ‘tecrübeli’değil midir?

İster ayıplayın, ister kınayın; beni, bu ülkede kadın-erkek eşitliği olduğuna kattiyen ikna edemezsiniz. Madem eşitlik mevcut; neden evlere temizlik için hep ‘kadın alınır’ da erkek alınmaz? Eve erkek alınmasının tek karşılığı vardır; onunda konumuzda yeri yok. Bizim buralarda ‘eve erkek alınmasının’ karşılığı, ‘eve kadın alınması’ ile eşleştiği gün kadın-erkek eşitliğine ikna olduğum gün olacaktır.

Sumru Karabaş Kazdağ



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder