1 Şubat 2014 Cumartesi

Başka var mıdır, bir ben miyim, bilmiyorum 4-5 yaşında aşık olan… ilk aşk! Ve ömür boyu süren bir aşk! Çocuktum, küçücük. Televizyona çıktığında koşup ekranı öpermişim, öperdim. Yarım yamalak hatırlıyorum. ‘Sarı Çizmeli Mehmet Ağa’ tamamını ezberlediğim ilk şarkısı. Sonraları İtalyanca ve Fransızca şarkıları dahil hepsini ezberledim, hala ezbere hepsini bilirim. Ona duyduğum aşkın yanında bir şey midir, sanmam… Ergenliğimi de onun hayaliyle, ona duyduğum aşkla geçirdim. Odamın duvarları onun sözleri, resimleri ile kaplı. Sabah uyandığım ilk an, yatağımın ayakucunda asılı dev fotoğrafındaki gözleriyle göz göze gelirdim. Bilerek asmıştım posteri oraya. Güne onunla başlamak için… Onun yeri, kalbimde, ufacıkken kaybettiğim babamın, hiç olmayan ağabeymin, hatta sevgilimin yeriydi. Hayatta gereksinim olan herkesti benim için. E tabi bir gün ergenlik de bitti. Yeryüzünde kaç insan vardır koca kızken, bir gün mutlaka onunla evleneceğinin hayalini kurabilen? Ben öyleydim. Ben bir gün mutlaka onunla evlenecektim. Olmadı sekreteri olacaktım, o da olmadı hizmetçisi… İşin niteliği değildi benim için önemli olan. Önemli olan onun yakınında bir yerlerde olmaktı. Denedim de üstelik. Bir Pazar gazete ilanında sekreter aranıyordu Barış Manço için. İngilizce, Almanca tamamdı. Ama İtalyanca ? Cesaret edemedim ilana başvurmaya. Onun tarafından gelecek menfi bir cevaba hiç hazır değildim. Hiçbir zaman da hazır olmadım. Aşkı tarafında refüze edilmiş hissiyatını kaldıracak olgunluğa hiçbir zaman erişmedim. Yıllarca her akşam etüt odalarının camlarında, onun evine gelişini; her sabah evinden çıkışını bekledim. Bir el sallayabilmek için. Bana bir el salladığını görebilmek için. Öpücük gönderdiği günlerim bile oldu. Sonra bir cesaret evine gittim. Yanılmamıştım; inanılmayacak boyutta alçakgönüllü. Kütüphanesinde bizi ağırlayıp, limonata ikram edecek kadar, espriler yapacak kadar. Ekranda nasıl görünüyorsa öyleydi. Ne eksik, ne fazla…  İsmimin anlamını bilmediğim için sitem etti bana. Koca kütüphaneden indirdi sözlükleri buldu. Sterna Hirundo, Latincesi. Martı cinsi. Artık biliyorum, 27 yıldır ismimin anlamını bilerek yaşıyorum sayesinde.

Ben Barış Manço’yu çok sevdim. Beni tanıyan, benimle arkadaş-dost olan, yakınımda yöremde olan hemen hemen herkes bu sevginin büyüklüğünden etkilendi diyebilirim. Onlarda benimle birlikte sevdiler. Yıllar yılı herkes,onunla ilgili fotoğraf, makale, kaset, plak ne varsa taşıdı getirdi bana. Ama benim için içlerinde en kıymetlisi evine gittiğim gün, kendi elleriyle imzaladığı fotoğrafı. (kuşum boncuk en altını yemiş olsa bile)

Ölüm yıldönümünde adet edindim onun için bir-iki kelam etmeye. Ben onu ölmüş kabul etmiyorum aslında. Barış Çelebi ya o, gitti yine bir yerlere, belki de bu kez dönmemek üzere

Sterna Hirudo