Ne oldu Başbakan? Ülkeyi ördüğünü iddia ettin demir ağlar
kime rücu etti? Başarılı devlet adamı, siyasetçi olmanın yolunun mahalle
ağzıyla konuşmakla olmayacağını birileri kulağına fısıldamış olmalıydı…Bundan
önce bu ülkeyi yöneten hükümet ve devlet adamları bilemedi mi şehitlerimizin
kanlı katillerini çelenklerle kucaklamayı? Çözebildin mi oturduğun masada terör
sorununu, indirebildin mi dağdan teröristi? Aslında bir nevi dağdan, sınırdan
indirdin sayılır şehrin içine; bak Gaziantep’te günahsızların vebalini de
kattın sayısız günahlarının içine. Sen kelle avcısına ‘Sayın’dedin; ona,
‘sayıyla mı verdiler sizi’ dedirttin!
Kafana,hesabına,kitabına yatmayan ne kadar silahlı kuvvet
mensubu büyük varsa ördüğün demir ağların arkasına tıktın; şehitlerimizin kanıyla
beslenen vampirin demir parmaklıklar arkasından çıkarmanın yolları aranmaya
başladı memlekette. Sen yıllar yılı bu topraklarda o vampirin ve avanesinin
kökünü kazımaya çalışan, iş bilen ne kadar paşa, general, komutan varsa
elini-kolunu bağladın; Hakkari’ye asker,polis giremez oldu. Cumhuriyetten,
hatta Osmanlı’dan bu yana bu topraklarda bize ait bir şehre güvenlik güçlerinin
giremediği bir durum görülmüş müdür? Sayende onu da gördü bu millet! Sayende bu
topraklar uğruna can veren anlı şanlı şehitlerimizin adı oldu Mehmet! Vazgeçtim
İnönü’den, Atatürk’ten; Osmanlıdaki atalarımızı ecdadımızı dahi mezarında ters
döndürdün sen! Kimin torunu, kimin çocuğusun? Damarlarındaki kanın da mı
lacivert, beyaz, kırmızı mı akıyor senin?
Tamam, az çok bizde biliyoruz o emrediyor, hükümet yerine
getiriyor. Bizim elimiz-kolumuz kısa oralara uzanamıyor, bir zahmet sen deyi
ver süper güce; birkaç yıla kalmaz bu topraklar üzerinde sömüreceği bir halk
kalmaz.Gerçi kanla beslenen sam amca için sömürdüğü kanın hangi ulustan olduğu
fark etmiyor. Onun için vazgeçtim Barrrrak amcaya senin aracılığınla mesaj
iletmekten. Sen iyisi mi; kendi kelle avcılarımıza bir mesaj götür bizden;
bilmeliler ki dünyanın dört bir tarafına göz dikmiş adamın avından Hakkari’nin
bozkırı bile kalmaz onlara da !
Üslup dahilinde dilim ancak bu kadar dönebildi. Şimdi
anlatmaya geçmeli senin alıştırdığın mahalle ağzına:
Çekin kanlı, pis ellerinizi henüz anasının memesinden
kesilmemiş, tebeşir kokusunu daha içine sindirmemiş, ergenliğinin sivilcesini
henüz söndürmemiş çocuklarımızın, gençlerimizin üzerinden. Unutmayın ki; bu
ulus saltanata düşüp; devleti, milleti unutmuş başlara dahi neredeyse yarım
yüzyıl sabretmeyi bilmiş; bu sabrı denemeye kalkanlara şuursuzca
bedenini,bendini siper etmiş bir ecdadın torunlarıdır! Demem o ki; acıların ‘ya
Allah, Bismillah’ nidalarına dönüşmesine ramak kalmıştır. İhtilalden tırsıp,
kanatları Yusuf-Refik diye kasılıp gevşeyen kaba etinin korkusuyla Türk Silahlı
Kuvvetlerini dilimizden silmeyi kafaya koymuş olabilirsin, ancak bir söz var
onu da bilirsin; ‘canı yanan eşek ırapan beygiri gibi teper’! Algıda seçicilik
yaşattıysa son cümlem, parantezi açayım: tarihe bir göz atarsan halk
ihtilalleri olmuştur daima çok daha vahim!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder