21 Ağustos 2012 Salı

RTE'ye mektup...


Ne oldu Başbakan? Ülkeyi ördüğünü iddia ettin demir ağlar kime rücu etti? Başarılı devlet adamı, siyasetçi olmanın yolunun mahalle ağzıyla konuşmakla olmayacağını birileri kulağına fısıldamış olmalıydı…Bundan önce bu ülkeyi yöneten hükümet ve devlet adamları bilemedi mi şehitlerimizin kanlı katillerini çelenklerle kucaklamayı? Çözebildin mi oturduğun masada terör sorununu, indirebildin mi dağdan teröristi? Aslında bir nevi dağdan, sınırdan indirdin sayılır şehrin içine; bak Gaziantep’te günahsızların vebalini de kattın sayısız günahlarının içine. Sen kelle avcısına ‘Sayın’dedin; ona, ‘sayıyla mı verdiler sizi’ dedirttin!

Kafana,hesabına,kitabına yatmayan ne kadar silahlı kuvvet mensubu büyük varsa ördüğün demir ağların arkasına tıktın; şehitlerimizin kanıyla beslenen vampirin demir parmaklıklar arkasından çıkarmanın yolları aranmaya başladı memlekette. Sen yıllar yılı bu topraklarda o vampirin ve avanesinin kökünü kazımaya çalışan, iş bilen ne kadar paşa, general, komutan varsa elini-kolunu bağladın; Hakkari’ye asker,polis giremez oldu. Cumhuriyetten, hatta Osmanlı’dan bu yana bu topraklarda bize ait bir şehre güvenlik güçlerinin giremediği bir durum görülmüş müdür? Sayende onu da gördü bu millet! Sayende bu topraklar uğruna can veren anlı şanlı şehitlerimizin adı oldu Mehmet! Vazgeçtim İnönü’den, Atatürk’ten; Osmanlıdaki atalarımızı ecdadımızı dahi mezarında ters döndürdün sen! Kimin torunu, kimin çocuğusun? Damarlarındaki kanın da mı lacivert, beyaz, kırmızı mı akıyor senin?

Tamam, az çok bizde biliyoruz o emrediyor, hükümet yerine getiriyor. Bizim elimiz-kolumuz kısa oralara uzanamıyor, bir zahmet sen deyi ver süper güce; birkaç yıla kalmaz bu topraklar üzerinde sömüreceği bir halk kalmaz.Gerçi kanla beslenen sam amca için sömürdüğü kanın hangi ulustan olduğu fark etmiyor. Onun için vazgeçtim Barrrrak amcaya senin aracılığınla mesaj iletmekten. Sen iyisi mi; kendi kelle avcılarımıza bir mesaj götür bizden; bilmeliler ki dünyanın dört bir tarafına göz dikmiş adamın avından Hakkari’nin bozkırı bile kalmaz onlara da !

Üslup dahilinde dilim ancak bu kadar dönebildi. Şimdi anlatmaya geçmeli senin alıştırdığın mahalle ağzına:

Çekin kanlı, pis ellerinizi henüz anasının memesinden kesilmemiş, tebeşir kokusunu daha içine sindirmemiş, ergenliğinin sivilcesini henüz söndürmemiş çocuklarımızın, gençlerimizin üzerinden. Unutmayın ki; bu ulus saltanata düşüp; devleti, milleti unutmuş başlara dahi neredeyse yarım yüzyıl sabretmeyi bilmiş; bu sabrı denemeye kalkanlara şuursuzca bedenini,bendini siper etmiş bir ecdadın torunlarıdır! Demem o ki; acıların ‘ya Allah, Bismillah’ nidalarına dönüşmesine ramak kalmıştır. İhtilalden tırsıp, kanatları Yusuf-Refik diye kasılıp gevşeyen kaba etinin korkusuyla Türk Silahlı Kuvvetlerini dilimizden silmeyi kafaya koymuş olabilirsin, ancak bir söz var onu da bilirsin; ‘canı yanan eşek ırapan beygiri gibi teper’! Algıda seçicilik yaşattıysa son cümlem, parantezi açayım: tarihe bir göz atarsan halk ihtilalleri olmuştur daima çok daha vahim!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder