21 Haziran 2012 Perşembe

Düdüklü amcanın deli kızı:)


Sanal alemde geziniyorum Twitter,face v.s…Bir bakıyorum; tüm tanıdık,eş-dost sanırsın hepsi Miami, Florida veya en kötüsü Bodrum’da yaşıyor.

Yaz geldi, güneş yüzü gördük ya, paylaşılan her fotoğraf sahil kenarında, denizin ortasında, kumların üstünde.

‘Yer bildirimi’ diye bir şey icat oldu, herkes kaymak tabaka oldu. Herkeste bir yaşantı, bir sosyallik, bir keyifler gıcır olma durumu deme gitsin.

Bakıyorsun başlıklara; kimi beş yıldızlı toplama kamplarında, şezlonga uzanmış marsıklaşma çabasında. Kimi havuzda animatör denen bir grup kendini bilmezden mütevellit dürtükleme timiyle çeşitli oyunlar oynarken. Kimi elinde buzlu içecekleri tavla atarken. Kendi paranla dahil olduğun bu lüks toplama kamplarında ne hikmetse, kimsenin, elinde tabak yemek kuyruğunda ağaç olurken veya ne bileyim üstü yenmiş, yenecek, alınıp tadına bile bakılmadan çöpe gidecek tabaklarla dolu masada hapur-hupur yerken bir tane fotoğrafı yok. Herkes kamuflaj altında incecik, herkes dinlenmiş, herkes mutlu, herkes harika!

Başka bir yer bildirimine takılıyor gözüm; bilmem hangi avm’de bir kahvenin çift haneli rakamlara satıldığı bilmem ne bistrosunda.

Kardeşim, meğer biz ne refah, yaşam standartları ne kadar tavanda gezen bir toplummuşuz da benim haberim yokmuş.

Banka kuyruğunda bekleyen, bilgisayarın başında müdürüne rapor hazırlayan, pazarda meyve-sebze mıncıklayan, vitrin bakan, gazete okuyan, hatta televizyon karşısında dandik dizileri seyreden bir Allahın kulu yok.

Üzüldüm kendime, acıdım halime.

Geçenlerde geyik olsun diye ‘Ay am at Bodrum’ diye yazdım. Tatilimin iyi geçmesi için sağolsun eşim dostum bir sürü dilekte bulunmuş. Canlarım benim, evli-mutlu ve çocuklu olduğumu unutmuşlar anlaşılan. Kim kaybetmiş öyle hafta sonu çat Bodrum’da, çat Çeşmede olmayı da ben bulayımJ Biz de tatil, senede bir kez 15 günden mütevellit. (Vallahi çok bile. Onu bulamayanlarda var.) Öyle kazandığını yola, bele yatır; o şehir senin – bu şehir benim, iki saatlik uykularla, yol yorgunluğuyla işe gel durumları gençliğimizde, çoluk çocuğa karışmadan önceydi. 

Evvelden erkekim olan şimdiki erim’le nerde akşam orda sabah günleri hem ekonomik açıdan hem bünyenin dirayeti açısından çok gerilerde kaldı.

Tam ortama ama alışacağın sırada şıp diye son günü geliveren yıllık izin denen sürece dahil olduğumda eşim-dostum-akrabamın zaten haberi olur. Bu durumu sosyal medyada paylaşmam geri kalan takipçilerime ne kazandırır pek bilemedim.

Ama olsun, hem eleştirir hem eleştirdiğimi yapmaktan geri kalamam. Çuvaldızım elaleme gire dursun, ben iğne ucunun yanından bile geçmem. Neden, çünkü Türk’üm ben.

Az kaldı. On beş gün sonra gazetelerin ilan sayfalarına bile duyurmazsam tatile gideceğimi bana da ‘düdüklü amcanın deli kızı’demesinler!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder