Sanal alemde geziniyorum Twitter,face v.s…Bir bakıyorum; tüm
tanıdık,eş-dost sanırsın hepsi Miami, Florida veya en kötüsü Bodrum’da yaşıyor.
Yaz geldi, güneş yüzü gördük ya, paylaşılan her fotoğraf
sahil kenarında, denizin ortasında, kumların üstünde.
‘Yer bildirimi’ diye bir şey icat oldu, herkes kaymak tabaka
oldu. Herkeste bir yaşantı, bir sosyallik, bir keyifler gıcır olma durumu deme
gitsin.
Bakıyorsun başlıklara; kimi beş yıldızlı toplama
kamplarında, şezlonga uzanmış marsıklaşma çabasında. Kimi havuzda animatör
denen bir grup kendini bilmezden mütevellit dürtükleme timiyle çeşitli oyunlar
oynarken. Kimi elinde buzlu içecekleri tavla atarken. Kendi paranla dahil
olduğun bu lüks toplama kamplarında ne hikmetse, kimsenin, elinde tabak yemek
kuyruğunda ağaç olurken veya ne bileyim üstü yenmiş, yenecek, alınıp tadına
bile bakılmadan çöpe gidecek tabaklarla dolu masada hapur-hupur yerken bir tane
fotoğrafı yok. Herkes kamuflaj altında incecik, herkes dinlenmiş, herkes mutlu,
herkes harika!
Başka bir yer bildirimine takılıyor gözüm; bilmem hangi
avm’de bir kahvenin çift haneli rakamlara satıldığı bilmem ne bistrosunda.
Kardeşim, meğer biz ne refah, yaşam standartları ne kadar
tavanda gezen bir toplummuşuz da benim haberim yokmuş.
Banka kuyruğunda bekleyen, bilgisayarın başında müdürüne
rapor hazırlayan, pazarda meyve-sebze mıncıklayan, vitrin bakan, gazete okuyan,
hatta televizyon karşısında dandik dizileri seyreden bir Allahın kulu yok.
Üzüldüm kendime, acıdım halime.
Geçenlerde geyik olsun diye ‘Ay am at Bodrum’ diye yazdım.
Tatilimin iyi geçmesi için sağolsun eşim dostum bir sürü dilekte bulunmuş.
Canlarım benim, evli-mutlu ve çocuklu olduğumu unutmuşlar anlaşılan. Kim
kaybetmiş öyle hafta sonu çat Bodrum’da, çat Çeşmede olmayı da ben bulayımJ
Biz de tatil, senede bir kez 15 günden mütevellit. (Vallahi çok bile. Onu
bulamayanlarda var.) Öyle kazandığını yola, bele yatır; o şehir senin – bu
şehir benim, iki saatlik uykularla, yol yorgunluğuyla işe gel durumları
gençliğimizde, çoluk çocuğa karışmadan önceydi.
Evvelden erkekim olan şimdiki erim’le nerde akşam orda sabah
günleri hem ekonomik açıdan hem bünyenin dirayeti açısından çok gerilerde
kaldı.
Tam ortama ama alışacağın sırada şıp diye son günü geliveren
yıllık izin denen sürece dahil olduğumda eşim-dostum-akrabamın zaten haberi
olur. Bu durumu sosyal medyada paylaşmam geri kalan takipçilerime ne kazandırır
pek bilemedim.
Ama olsun, hem eleştirir hem eleştirdiğimi yapmaktan geri
kalamam. Çuvaldızım elaleme gire dursun, ben iğne ucunun yanından bile geçmem.
Neden, çünkü Türk’üm ben.
Az kaldı. On beş gün sonra gazetelerin ilan sayfalarına bile
duyurmazsam tatile gideceğimi bana da ‘düdüklü amcanın deli kızı’demesinler!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder