Teknoloji hoş ve iyi…Ama ne yazık
insanlık tüm samimiyetini yitirdi. Aynı çatı altında, hatta aynı oda da yaşayan
ama ayrı dünyaları paylaşır oldu insanlar. Hastalıklarının çarelerini arama
motorlarında bulduklarını sandılar. görüşmeden,tanışmadan, öpüşmeden,
koklaşmadan tek bir ‘tık’la sevgili olanlar…
Sanat sever; yazılanı çizileni
anlamaya çabalayan bir avuç insan vardı, onu da görsel paylaşım siteleri aldı.
Fotoğraf, resim, heykellerin sergilendiği salonlar boynu bükük kaldı. Kaç kişi
direnebildi korsan film seyretmeye, müzik dinlemeye? Hiç kıpırdamadan
gerile, serile filmler sinema salonlarından önce meraklılarının meraklarına
mucip olmadan evlerin salonlarında yer aldı. Onca emek, harcanan zaman teşvik
primsiz havada asılı kaldı. Çocukluğun en büyük eğlence-gelişim aracı;
‘isim-şehir’, ‘adam asmaca’nın yerini; şekli bozuk, ucube çizgi film
karakterleri aldı. Sokakta küfür öğrenmelerinden, kötü arkadaşlar
edinmelerinden korkulan aynı çocuklar; steril (!) ortamlarda, cam fanusların
karşısında ‘doğru çocuk, mükemmel anne, espirili ama seviyeli baba, dünya
şirini nene – dede’ karakterlerine kitlenip, arka koltukta oturan gerçekleriyle
karşılaşınca soluğu pedegoglarda aldı. ‘Sevgilisinin tırnağının uzadığı günü’
anlamlandırmak için, konuya ilişkin en doğru seçimi yapmak internet gurusu,
e-ticaret sitlerine kaldı. Oysa, bir tıkla yollanan üçyüzotuzüç gül veya bilmem
nerde yetişen bilmem ne çiçeğinden; bir tane gülün ele batan dikeni daha
değerli değil miydi?
Ne neredeydi, nerde neyi ne
yaptık, nerden nereye gittik, ne yedik, ne içtik, hatta utanmasak nasıl
seviştik; her şeyi, herkesimiz her halükarda her konumuza bir ‘tık’la ulaşınca; eş-dost bir araya geldiğinde konuşacak konu kalmadı. Konu kalmayınca bir araya
gelmenin pek bir manası da olmadı. Sosyal ağlar çıkınca, iyiden iyiye de asosyalleşilmedi. Ayın, yılın başı yine bir araya gelindi; yılların gelenekleri
buffalo (!) soslu pancake’ler yenildi, salonlarda müşteri bekleyen sanat
filmlerinin isimleri hatırlanamadığından, o an gündemde olan,bilmem kaç milyon gişe yapan orta
öğretim seviyesinde espri dolu filmlerle indirildi,neşelenildi.Ortak zevkleri kapsayan
görseller, yüklenildiği sanal ortamlarda bulunup gösterildi…Egolar ve göbekler
şişirildi.Sanal alemde 24 saat aç-susuz hizmet veren diyetisyenlerin linkleri arandı,bulundu,
gönüller rahatladı.
Sanal siyaset yapıldı, konuyla
ilgili görseller paylaşıldı, beğenildi,kınandı, velhasıl memleket sanal
anlamda epey kurtarıldı. Seçimlerde oy sandıklarından yine aynıları çıktı.
Bunlara da sanal alemde kızıldı, söylenildi. Umutlar veya umutsuzluklar yeni seçim zamanı için nadasa bırakıldı.
Eksikliği olmasın temennimiz; yaş
günleri, bayram, seyran, yıl başları, şu sanal ortam olmasa nasıl hatırlanırdı
bilmem…Küsen mi istersin, gönül koyan mı, kırılan mı…Ayıkla pirincin taşını. Neyse
ki onun da çaresi mevcut; bol esemesli paketler sayesinde gönül alma, özür dileme
konusunda sıkıntı kalmadı.
Suni gıdalar, suni ortamlar, suni
deriler, suni ruhlar, suni samimiyetler ve en son suni döllenmde büyük başarı
sağlandı !
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder