10 Şubat 2013 Pazar

Sanal,sosyal,sesli-sessiz...


Teknoloji hoş ve iyi…Ama ne yazık insanlık tüm samimiyetini yitirdi. Aynı çatı altında, hatta aynı oda da yaşayan ama ayrı dünyaları paylaşır oldu insanlar. Hastalıklarının çarelerini arama motorlarında bulduklarını sandılar. görüşmeden,tanışmadan, öpüşmeden, koklaşmadan tek bir ‘tık’la sevgili olanlar…

Sanat sever; yazılanı çizileni anlamaya çabalayan bir avuç insan vardı, onu da görsel paylaşım siteleri aldı. Fotoğraf, resim, heykellerin sergilendiği salonlar boynu bükük kaldı. Kaç kişi direnebildi korsan film seyretmeye, müzik dinlemeye? Hiç kıpırdamadan gerile, serile filmler sinema salonlarından önce meraklılarının meraklarına mucip olmadan evlerin salonlarında yer aldı. Onca emek, harcanan zaman teşvik primsiz havada asılı kaldı. Çocukluğun en büyük eğlence-gelişim aracı; ‘isim-şehir’, ‘adam asmaca’nın yerini; şekli bozuk, ucube çizgi film karakterleri aldı. Sokakta küfür öğrenmelerinden, kötü arkadaşlar edinmelerinden korkulan aynı çocuklar; steril (!) ortamlarda, cam fanusların karşısında ‘doğru çocuk, mükemmel anne, espirili ama seviyeli baba, dünya şirini nene – dede’ karakterlerine kitlenip, arka koltukta oturan gerçekleriyle karşılaşınca soluğu pedegoglarda aldı. ‘Sevgilisinin tırnağının uzadığı günü’ anlamlandırmak için, konuya ilişkin en doğru seçimi yapmak internet gurusu, e-ticaret sitlerine kaldı. Oysa, bir tıkla yollanan üçyüzotuzüç gül veya bilmem nerde yetişen bilmem ne çiçeğinden; bir tane gülün ele batan dikeni daha değerli değil miydi?

Ne neredeydi, nerde neyi ne yaptık, nerden nereye gittik, ne yedik, ne içtik, hatta utanmasak nasıl seviştik; her şeyi, herkesimiz her halükarda her konumuza bir ‘tık’la ulaşınca; eş-dost bir araya geldiğinde konuşacak konu kalmadı. Konu kalmayınca bir araya gelmenin pek bir manası da olmadı. Sosyal ağlar çıkınca, iyiden iyiye de asosyalleşilmedi. Ayın, yılın başı yine bir araya gelindi; yılların gelenekleri buffalo (!) soslu pancake’ler yenildi, salonlarda müşteri bekleyen sanat filmlerinin isimleri hatırlanamadığından, o an gündemde olan,bilmem kaç milyon gişe yapan orta öğretim seviyesinde espri dolu filmlerle indirildi,neşelenildi.Ortak zevkleri kapsayan görseller, yüklenildiği sanal ortamlarda bulunup gösterildi…Egolar ve göbekler şişirildi.Sanal alemde 24 saat aç-susuz hizmet veren diyetisyenlerin linkleri arandı,bulundu, gönüller rahatladı.

Sanal siyaset yapıldı, konuyla ilgili görseller paylaşıldı, beğenildi,kınandı, velhasıl memleket sanal anlamda epey kurtarıldı. Seçimlerde oy sandıklarından yine aynıları çıktı. Bunlara da sanal alemde kızıldı, söylenildi. Umutlar veya umutsuzluklar yeni seçim zamanı için nadasa bırakıldı.

Eksikliği olmasın temennimiz; yaş günleri, bayram, seyran, yıl başları, şu sanal ortam olmasa nasıl hatırlanırdı bilmem…Küsen mi istersin, gönül koyan mı, kırılan mı…Ayıkla pirincin taşını. Neyse ki onun da çaresi mevcut; bol esemesli paketler sayesinde gönül alma, özür dileme konusunda sıkıntı kalmadı.

Suni gıdalar, suni ortamlar, suni deriler, suni ruhlar, suni samimiyetler ve en son suni döllenmde büyük başarı sağlandı !



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder